Aylardan Ankara’nın şubatı
Bilenler bilir, soğuğun en ayazı.
Pencereden baktım, yerler beyaz, gökyüzünün karası
Böyle uyumlu mu olur, sokakların narası.
Geçip bitmeyen dakikaları tüketmişim.
Kızılay’da ki işyerimden saat tam altıda çıkmışım,
Yine telaşlı yürüyen insanların arasında kalmışım,
Beş dakika uzakta ki kafeteryaya kendimi zor atmışım.
Merdivenleri ağır çıkıp etrafı süzerek zamanı
Güzel bir köşe kapma içindeki kaygımı
Gördüm her zaman ki garson arkadaşımı
Arkadaş dedim, dünyaya inat beklentisizce yaptım kavgamı.
Her insan bir arkadaş değil mi? Arkadaş.
Rengi, cinsi, geçmişi mi var ki teneffüs etmek için aynı
havadan kardeş.
Bu zamanda nemelazım pek sevmezler herkesi seveni, sırdaş.
Sende benim gibi mi düşünüyorsun, çok azız yoldaş.
Neyse biz konumuza dönelim.
Bugün Şubat, günlerden Ondört bilelim.
Bir baktım ki ne göreyim.
Bütün kızların elinde gül, ben ne söyleyim.
Sevgilim yoktu, bir demet gülü esirgeyecek.
Herkesi sevdim ben, hiç kimseyi ayırmayarak.
Hayata ne için geldiğini unutmayarak.
Bir dünya istedim, herkesi sevgi kaplayacak.
Neyse biz konumuza dönelim.
Bugün Şubat, günlerden Ondört bilelim.
Bir baktım ki ne göreyim.
Bütün kızların elinde gül, ben ne söyleyim.
Sevgilim yoktu, bir demet gülü esirgeyecek.
Herkesi sevdim ben, hiç kimseyi ayırmayarak.
Hayata ne için geldiğini unutmayarak.
Bir dünya istedim, herkesi sevgi kaplayacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder